Recent Posts

Çatak Kanyonu Kastamonu

Unutmayın ki yaşam aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.

Yürüyüş Parkurları GPS Kayıtları

Mutluluk varılacak bir istasyon değil bir yolculuk biçimidir..

Fotoğraflarım

Eğer hikayeyi sözcüklerle anlatabilseydim, yanımda sürekli bir fotoğraf makinesi taşımaya ihtiyaç duymazdım.

Doğa Sporları Hakkında Bilgiler

Daha bir çok bilgi…

8 Kasım 2012 Perşembe

İYİ DAĞCI KİMDİR

Kaynak : (Y. DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN)


Daha önceki yazılarımda dağcılığın ne olduğunu, doğa sporlarının ne olduğunu detaylı olarak sorgulamıştım. Genel olarak ülkemizde dağa giden herkesin dağcı olduğuna dair genel ve kesinlikle yanlış olan bir inanış vardır. Bu yanlışa ilave olarak bir de bireyler iyi dağcı, kötü dağcı gibi kavramları da kullanarak başkalarını sınıflamaktadır. Bu tanımlamaların hiç birisi evrensel dağcılık ilkeleriyle bağdaşmaz. Genel olarak bakıldığında dağcının kim olduğunu dağcılık sporunun tanımından yola çıkarak yapmakta fayda vardır.

Dağcılık bir doğa sporudur ve diğer doğa sporları içinde popülaritesi en çok olanlarından birisidir. Dağcılık İngilizcede “Mountaineering ve Alpinism” kavramları ile ifade bulmuştur. Alpinism denmesinin temel nedeni, Kıta Avrupası’nda yer alan Alp dağlarında yapılan dağcılığın bölge insanı ve Avrupalı fanatikler tarafından “Alpinism” olarak tanımlanmasına dayanır. Dağcılığın literatürde yapılmış birkaç tanımlaması vardır. Bunlardan ilki UIAA (Union Internationale des Associations d'Alpinisme, Uluslararası Dağcılık Federasyonları Birliği) dağcılığı; “dağların zirvesine ve/veya tanımlanmış bir noktasına tırmanarak ulaşması” olarak tanımlarken, Bozkurt Ergör, dağcılığı; “kayada, karda, buzda, buzulda ve her türlü şartta ve koşulda dağların doruklarına ulaşmak amacıyla yapılan tırmanışlar” olarak tanımlamıştır. Birçok konuda kavramsal sorgulaması ile bilinen WiseGeek araştırma enstitüsü dağcılığı “dağların zirvesine ulaşmak için kar, buz, buzul, kaya yüzeylerde yürüyüş ve tırmanış tekniklerini kombine ederek ulaşma sporu” olarak tanımlamıştır. Deneyimli dağcılardan Yılmaz Sevgül dağcılığı; “teknik malzeme, teknik bilgi ve performans kullanılarak dağların zirvesine tırmanış yaparak ulaşma” olarak tanımlarken, Tekin Küçüknalbant “her türlü şartta ve koşulda dağların zirvesine ulaşmak için teknik bilgi ve malzeme kullanılarak yapılan tırmanış sporu” olarak tanımlamışlardır. Bu tanımlardaki tüm özellikleri bir araya getirdiğimizde dağcılık; “teknik bilgi, teknik beceri, teknik malzeme, fiziksel ve mental performansın her türlü koşulda ve durumda, karda, buzda, buzulda, kayada uygulanarak dağların zirvelerine ve/veya tanımlanmış bir noktasına ulaşmak için yapılan tırmanış sporudur”.

 


Dağların zirvelerine “yürüyerek” gidilen bir doğa sporu değildir. Dağların zirvelerine yürüyerek yapılan doğa sporu etkinliğine trekking veya hiking (doğa yürüyüşü veya dağda yapılan yürüyüş) adı verilir.  Dolayısıyla dağcılar yürüyüşçüler değil tırmanıcılardır, dağcılık yürüyüşçülerin değil tırmanıcıların yaptığı bir spordur. Dağcı da bu sporu yapan kişidir. Yani bir sporcudur.

Her dağa giden sporcu mudur? Bu sorunun cevabını verebilmek için öncelikle sporun ne olduğunu tanımlamak gereklidir.

Spor “insanların ferdi veya toplu olarak fiziki, ruhi ve düşünme kabiliyetini kendine ve/veya bir rakibine karşı, önceden belirlenmiş bir düzen içinde kendisinin ve/veya başkasının tanımladığı başarıyı kazanmaya yönelik, mücadele heyecanını yaşamak için yaptığı beden hareketlerinin bütününe verilen genel isimdir”. Sporu zevk için yapanlara amatör sporcu, meslek haline getirip, bundan maddi kazanç elde edenlere ise profesyonel sporcu denir[1]. Dağcılık bu boyutu ile amatör bir spor olabileceği gibi profesyonel bir spor da olabilir.

İster amatör, ister profesyonel olsun bireyin sporcu olabilmesi, yaptığı sporun gerektirdiği fiziksel ve mental performansı elde etmek için o sporun gerektirdiği antrenmanı yapıyor olması, ona uygun beslenmesi, gerekli malzemeye sahip olması ve malzemelerin olağan ve olağan üstü koşullarda nasıl kullanılacağına ait hem teorik hem de uygulamalı bilgiye sahip olması ve geri kalan yaşamını ona göre düzenlemesi, o konuda yapılan bilimsel yayınları takip ediyor olması, çevresindeki kişilerle etkileşiyor olması gereklidir.

Burada hemen şu soruyu sormak gereklidir. Ayda iki defa dağa zirve amaçlı giden ve zirveye dağcılığın tanımında olduğu gibi tırmanarak çıkıyorsa sporcu mudur? Soru bu haliyle sorulduğunda eğer kişi geri kalan zamanlarında yaptığı sporla ilgili antrenman dahil hiçbir aktivitede bulunmuyorsa, cevap son derece açıktır o birey sporcu değildir.

Hemen belirtelim ki evrensel dağcılık literatüründe iyi dağcı veya kötü dağcı diye bir tanımlama yoktur. Fakat iyi dağcı; dağcılık konusunda yeterliliğe sahip, kötü dağcı o yeterliliğe sahip olmayan bir birey olarak ele alınır.

 


Ahilik teşkilatında usta; bilen, bildiğini hayatına uygulayan, kendini geliştiren, başkasına örnek olan, kendinden sonra gelecekleri yetiştiren, kişiliği gelişmiş ve her koşulda kendi ve karşısındakinin duygu ve dürtülerini kontrol edebilen, yeterli düzeyde iletişim yeteneğine sahip, empati kurabilen, yaptığı işe uygun kişiliğe sahip kişidir. Bu tanımı dağcılığa uyguladığımızda usta dağcı, iyi dağcı veya yeterli dağcının tanımı kendiliğinden açığa çıkar.O halde yeterli dağcı kimdir? Sorusunun cevabı şöyledir; Yeterli dağcı; “başkasına ihtiyaç duymadan kendi gücü ve iradesiyle kendi teknik birikim ve malzemesiyle kendi açtığı rotadan karda, kayada, buzda, buzulda, her şart ve koşulda dağın ulaşmak istediği yerine tırmanış yaparak ulaşabilen, bir sporcu gibi yaşayan, antrenman ve beslenmesini organize eden ve yaşamını yaptığı spora göre sürdüren kişidir”. Başkasının döşediği hatta ilerleyen kişi o hat olmadan ulaşmak istenen yere ulaşamayacaksa, gidemeyecekse, o yeterlilikte değilse yeterli dağcı da değildir.

Bunun yanında, dağcı sporcu kişiliğinin yanında ekolojiye, dağın kendisine, dağcılık sporu, doğa sporları ve diğer doğa sporcularına saygılı, etik değerlere bağlı, sürekli kendini geliştiren ve bunu çevresindekilerle paylaşan kişidir. Dağcılık bir gelişim sürecidir. Elbette kişinin kendisine ve başkalarına yol açması bir olgunluk düzeyidir. Aynen hayatın diğer alanlarında olduğu gibi. Dağcılık da yaşanarak, kişinin kendisine yatırım yapmasıyla, okumasıyla, denemesiyle, istemesiyle, çaba sarf etmesiyle ulaşılarak bir yolculuktur.  

Yeri gelmişken tanımlamakta yarar vardır. İki tür zirve vardır. Birincisi dağın zirvesi, ikincisi ise kişinin kendi zirvesidir. Eğer kişinin kendi zirvesinin yüksekliği dağın yüksekliğinden küçükse o kişi dağın zirvesine ulaşamaz, eğer kişinin kendi zirvesi dağın zirvesinden yüksekse o dağın zirvesine çıkmak ona yetmez ve daha yüksek zirveleri hedefler. Burada şu unutulmamalıdır. Eğer kişi kendi gücü ve iradesiyle, kendi rotasını açarak 4 derecelik bir kayayı tırmanarak hedefine ulaşıyorsa, bir başka kişi de 8+ dereceyi tırmanarak hedefine ulaşıyorsa ikisi de kendi zirvelerine ve hedeflerine ulaşabildikleri için yeterli dağcıdır. Tüm bu söylemlerden sonra; yeterli dağcıya iyi dağcı denmesinde bir sakınca yoktur.

Şimdi herkes kendi durumunu sorgulamalı. Dağcılık konusunda ne kadar yeterli veya başkasına ne kadar bağlı?

5 Kasım 2012 Pazartesi

04.11.2012 Gölcük- Cepni- Saçcılar Köyü Doğa Yürüyüşü

İçinde bulunduğumuz Kasım ayı ile birlikte başlayan mevsim geçişi sebebi ile muhteşem görsel şölen ve farkındalık eşliğinde, Yeni Rota grubu, Sn Ergün hocamızın rehberliğinde 23 Km.uzunluğunda yürüyüş gerçekleştirdik.
Yürüyüş, Bolu - Seben yolu istikametinde, Bolu ilinin truzim açısından en tanınmış göllerinden olan Gölcük göletinin üst kısmında bulunan ayrımdan, batı istikametinde dağ silsilesi üzerinden paralel  12,5 Km lik bir mesafede orman yolu yürüyüşümüz devam etti.Bu noktadan sonra irtifa kaybederek köy istikametine devam eden yürüyüşümüz, 16. km deki Saçcılar köyü sınırları içerisinde bulunan, yerel halk tarafından hakkında bilgi sahibi olunmamasına karşın, binlerce yıllık olduğunu düşündüğümüz insanı hayranlıkla kendisini izleten ağacımızı gördükten sonra, son 7 km lik Cepni köyü istikametinde yürüyüşümüzü sonlandırmak üzere devam ettik, bu kısım mevsim nedeni ile havanın erken kararması neticesinde gece yürüyüşü gibi geçmiş olması, bu yürüyüşü daha da heyecanlı hale getirdi.

Not : Blog sayfasına üye olunması ve talep edilmesi durumunda ekteki GPS Rota kaydının şifresi verilecektir..















Yapılan araştırmalara göre Bolu’da otsu ve odunsu türlerden toplam 1183 bitki bulunmaktadır. Bu bitkilerden 88 tanesi endemiktir. Soğanlı bitkilerden özellikle mavi çiçekli Abant Çiğdemi ( Crocus Abantensis ) ile sarı çiçekli Ankara Çiğdemi ( Crocus Acyrensis ) Bolu çevresinde görülen endemik bitkilerdendir. 
Bu özelliklerinin yanı sıra bölgede gerek boyutları, gerekse asırlık yaşları ile çok sayıda anıt ağaç bulunmaktadır. İlimizde (8) adet anıt ağaç tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Bunlardan biri de Bolu merkez Saçcılar Köyünde bulunan meşe ağacıdır. 30 m. yüksekliğinde, 9,60 m. gövde genişliğinde ve yaklaşık 1000 yaşındadır. Ayrıca Mengen İlçesi Mamatlar Köyünde ve Örencik Yaylasında Ülkemizin en yaşlı (1000 yaş) ve en kalın gövdeli meşe ağaçları vardır.

Dönüş Yolumuzda bulunan ama karanlık dolayısı ile göremediğimiz  Akkayalar.Pamukkale oluşumunun benzeri